Tasavvuf ve Aleviliğin doğuşu..

2017-08-27 20:06:00

Ben yazılarımı, çocuk bile anlasın diye yazıyorum. Artık google amca var, merak eden açacak araştıracak, bununla ilgili kitaplar okuyacak. Benim derdim, sizde bu merakı uyandırabilmek..Bu yazımıda o anlamda alın derin sorular sormayın, araştırın..

İslam yayılmaya başladığında, çok tehlikeli bir güç olarak yayılıyordu, ve yayıldığı yerdeki insanlara gerçek anlamda dehşeti yaşatıyordu. İşgal ettikleri yerlerdeki insanların tek seçeneği vardı, ya müslüman olacaklardı, ya öleceklerdi. Size Fatih falan örneğini verirlerse, siz ilk müslümanların yayılışlarını sorun, bilgi Tanrıdır, bilgiye saygı gösterin.
Mısırda, Ezoterik bilgiler, halka asla inmemesi gerektiği için, yüksek inisiyatör rahipler elinde korunuyordu. Bu rahipler, bu bilgilere haiz olmayı dileyen adayları, Mısır Piramitlerinin altındaki özel odalarda , aylarca sınavlara tabi tutuyor, hakedebilenlere ölmeden önce ölümü yaşattıkları deneyimlerle bilgilere inisiye etmeye başlıyor, ve büyük bilgeler, ve peygamberler yetiştiriyorlardı.
İslam Mısıra dayandı, islam eliyle kan ve gözyaşını Mısırda tatmaya başladı. Hani Adaletin sembölü olan Ömerin başkomutanı, dünyanın belkide bütün bilgisini tutmuş, arşivlemiş olan, İsdkenderiye kütüphanesini ateşe verdi, günlerce hamamlarda dünyanın en değerli kitapları yakıldı. Rahiplerin canla başla kaçırabildiği kitaplar dışında, dünyanın hafızasını yaktı islam orduları.

Müslümanlar Mısıra girdiklerinde, mısır halkı müslümanlıktan önce Hiristiyanlığın tokadını yemişler, bir çok bilgi merkezleri hiristiyanlar tarafından yok edilmişti. Mısırda biraz hiristiyan, biraz yahudi ve azalsada hatırı sayılır miktarda Osiris dinine inanalar vardı. Osiris rahipleri inisiyasyon sistemini devam ettiriyor, ezoterik bilgileri kuşaktan kuşağa aktarıyorlardı. Tufan öncesi bilgisi, özenle korunuyordu. Büyük Osiris okulu yıkılmıştı, inisiyasyon alanları daralmıştı, iskenderiye okulununda darmadağın edilmesi ile, büyük sırların aktarılacağı alan kalmamıştı. 
Bu sırların bir şekilde aktarılması, bu geleneğin devam ettirilmesi gerekiyordu. O zamanın büyük inisiyatörleri olan bu rahipler, çok büyük bilgiye sahiptiler, herşeyi normal insanlardan çok fazla biliyorlardı. Onlar düşüş döneminde olduklarını biliyorlardı, insanlık bilgelikten hızla uzaklaşıyor, din kıskacına alınıyor, savaşlar, hırs, açgözlülük insanın düşüşünü hızlandırıyordu.
Böyle bir konumda müslümanlar, Mısırlılara şu seçeneği sundular, ''Ya müslüman olacaksınız, yada hepiniz kılıçtan geçirileceksiniz''. Müslümanlara göre mısırlılar kafirdi, kılıçtan geçirmek sevaptı, tek kurtuluşları müslüman olmak tövbe etmekle mümkündü. 
Mısırlılar mecburen müslüman oldular. Rahiplerde Müslüman gibi görünmeye başladılar, ama kendi aralarında gizli gizli toplanıyor, çıkar yol arıyorlardı.
Bu arada kuranı akıp incelemeye başladılar. Kuranın gizli bilgilerini keşfettileri araplar bu bilgilerden habersizdi, o bilgileri ancak Osiris Rahipleri gibi büyük bilgeler anlayabilirdi. Bunu farkettiklerinde, kendi bilgilerini, bu dinle harmanlayıp, kuşaktan kuşağa aktarmaya devam edebileceklerini farkettiler. Bir sistem kurmak, ve kendi bilgilerine inisiye edebilecekleri önemli bir müslüman şahsiyet olması gerekiyordu. Müslümanların ileri gelenlerini incelemeye başladılar....

 

Osiris rahipleri müslüman kisvesi altında, kuranı tam olarak irdelemiş, ve kuranla kendi bilgilerini harmanlayarak yeni bir öğreti oluşturmuşlardı. Bu öğretinin hayata geçirilebilmesi için, müslümanlar içinde güçlü konuma sahip biri gerekiyordu. Bu kişi sıradan biri olamazdı, bu bilgilere inisiye edilebilecek kadar zeki, ve bilge yöbü güçlü biri olmalıydı. Rahipler bu adamı buldular. Bu kılıcından herkesin çekindiği ama çok ileri derecede vicdan sahibi olan Ali idi. Rahipler Aliye ustalıkla yanaştılar, onun güvenini kazandılar, Ve onu inisiye ettiler. Kılıç sallayan Ali, bilge Aliye dönüştü. Ali'den aldıkları güçle bu öğretiyi yaymaya başlayan rahipler, sunni müslümanlar tarafından reddedildi. Bunun din dışı olduğu söylendi, ama rahipler bu bilgileri alabilecek kişileri hızla inisiye ettiler. Böylelikle ilk islam tasavvufu kuruldu. Ve ilk sufiler , osiris rahiplerinden sonra ortaya çıktılar.
Sunni müslümanların yüksek direnci vardı, onlar islamın cahil yönünü seviyorlardı, ve çok kaba, saba insanlardı. Kolayca insan öldürebiliyorlar, müslüman olmayan herkeste bu hakkı kendilerinde görebiliyorlardı. Dinden çıkmış, sapmış demek yeterliydi. Bu sebeple tasavvuf erenleri, sufiler hep tehlikedeydi. Ali öldürüldükten sonra, savunmaları düşen sufiler, yer altına indiler. Gizlice öğreti devam ettirildi. Sırrın büyük erenleri oluştu, büyük üstadlar bu yeni öğretiye bir düzen verdiler. Bektaş Veli büyük bir öğreti kurdu. Bektaşilik ve Alevilik böyle oluştu. Ama tehlike çok büyüktü ve hep yeraltında öğreti devam etmek zorunda kaldı. Büyük Alimler, keramet gösterdikleri bilgileriyle korunuyordu, ama halk tehlikedeydi. Bu sebeple Alevilik gizlice yapılan ayinlerle varlığını sürdürmeye çalıştı. Yavuz Sultan Selimin büyük kıyımından sonra iyice gizlendiler.
Bu gün İslamın sunni, yobaz yüzü dünyaya miras kaldı, ve buda dünyaya kan, acı gözyaşı olarak bedel ödetiyor. Anadolu halkı, şamanlıktan gelen bilgeliğini Alevilikle tamamlayabilseydi, sunniliğin esiri olmasaydı, bu gün dünyanın en ileri uygarlığı olmuş olacağımız konusunda zerre kuşkum yoktur.
Gerçek bilgi, dini öğretinin içinde harmanlanmış Alevilik öğretisinde mevcuttur. Bu gün insanın düşüşünün sonlarına yaklaştığımız bu dönemde, Alevilikte sapmalara ve erezyona uğrasada, genede Alevi Türkülerini bir irdeleyin bakalım, ne anlayacaksınız?? Yada Haydar haydarı rakı eşliğinde göbek atarak değilde, ne diyor bu diye anlamaya çalışarak dinleyin. Üzerine kafa yorun. Alevi türkülerine kafa yorun, gerçek bilginin izleri orda mevcuttur.
Ben yaşamını bilgiye adamış biri olarak, hiçbir dine ait olmama rağmen, öldüğümde Cem Evinden kaldırılmayı vasiyet ettim. Bilgi adamı, bilgi evinden kaldırılmalıdır.
Müslümanlık, sunni çoğunluğun baskısını kırıp, gerçek öz öğretisine dönemdiği sürece, dünyada kan ve gözyaşı olarak kalmaya devam edecektir. 
Yazdıklarım, alıntılar değildir, kendi öz ümden kaynaklı bilgilerdir, eleştiriye açıktır. Bunlar benim bilgi sistemim içindeki inandığım gerçeklerdir...BİLGİ TEK GERÇEK TANRIDIR...

0
0
0
Yorum Yaz