İnsanın Deliliği

2007-02-17 13:51:00

muzikle tedavi den bahsettim ama bana akan bilgide sadece bizim bildigimiz akil hastaliklarindan bahsedilmiyor.parantez acayim hepimiz su anda akil ve ruh hastasiyiz.bu satirlari okuyanlar on yargi ile bakip bana kizmasinlar.ruhsal tekamulunu tamamlamamis her ruh akil olarak eksiktir.boyutsuz dusunebilmeyi ve ruhumuza hissettirebilmeyi ogreninceye kadar bu boyledir.ben boyle dusunmesemde aldigim bilgi israrla bunu soyluyor..  Özlem Onur       Bazı insanlar beyinlerinin büyük bölümünü kullanamaz halde doğuyorlar, bunlara otistik diyoruz, yada beyinleri gene çok değişik şekilde çalışıyor, ve gene beyinlerinin bizim kullandığımız özelliklerini kullanamayanlarada Deli diyoruz, akıl hastanelerine kapatıyoruz, topluma (yani biz akıllılara) zarar vermemeleri için onların yaşam alanlarını kısıtlıyoruz. Sebep onların beyinlerini yeterince kullanamamalarıdır. Biz akıllılar beynimizin yüzde onluk bir bölümünü kullanıyoruz, ve bu bizi akıllı yapıyor. Peki sizce beyininin toplam kapasitesinin yüzde onbeşini kullanabilen birinin gözünden biz nasıl görünürdük, yada yüzde elliyi düşünmek istermisiniz (ki hayal edebilmeye bile beynimiz yeterli değil). Biz akıllılardan herhangi birini alıp, diyelimki bu bahsettiğim yüksek beyin kapasiteli bir topluma koyun, orada gördüğümüz muammele bu gün bizim akıl hastanelerine kapattığımız kişilerden gördüğümüz muammeleden farklı olurmuydu acaba? Düşünelim biz akıllıların yaptıkları işleri: - Hiç bir hayvanda yada başka canlıda olamıyacak öldürme yeteneğimiz var, ve işkence sadece akıllı insana özgü bir buluş. - Yaşadığı dünyayı, soluduğu havayı, yediği yiyeceği yok etmeye çalışmak sadece akıllı insana özgüdür. - İnsanların hepsi akıllı olduklarından, birbir akıllarını beğenmeyip kamplaşmalara ayrılmak, gruplara bölünmek, ve sonra bu gruplar arasında savaşlar yapmak akıllı insanlara özgüdür. - Diğer insanları yargılamak, aşağılamak, yada yüceltmek, hakaret, küfür, ar, namus gibi kavramlar yaratıp, bu kavramlar gereğ... Devamı

Delik Dünya (Agartha)

2006-11-17 16:26:00

Kutbun ötesindeki ülke Bu anılar 1947 yılının Şubat ve Mart aylarında yazıldı. Kutup Kaşifi Amiral Byrd´ün içinde bulunduğu koşullar dayanılabilir ve güvenilirdi. Başka kişiler tarafından da bir hayal olayının yaşanmadığı yönünde güvence verildi. Yazılanlar, Amiral´in birebir sözcükleridir. Kuzey Kutbu´nun uzun bir gecesinde yazılmış ve ciddi bir kaşifin ve bilim adamının parlak gün ışığı altında yaşadığı gerçeği anlatmaktadır. Yayınlayan: Dr. William Bernard Ph.d., D.D.Admiral Richard B. Byrd´ün Günlüğü Şubat-Mart 1947"Kuzey Kutbu´nda bir keşif uçuşuİç Dünya; Benim Gizli Günlüğüm"Bu günlüğü gizlilik içinde yazmalıyım. Yazdıklarım Arktik´de 1947 yılı Şubat´ının 19. gününde yaptığım uçuşla ilgili. Zamanı geldiğinde, muhakkak insanlar daha akıllı olacaklar ve kaçınılmaz gerçeği kabul edecekler. Yazdıklarımı açıklamak özgürlüğüne sahip değilim, belki de bunlar asla toplumsal bir incelemenin ışığını asla göremeyecektir ama birgün herkesin okuyabilmesi için bunları kaydetmek benim görevim. Bu açgözlü ve sömürücü dünyada kesin eminim ki, insanoğlu gerçekleri daha fazla bastıramayacaktır. Bu olayın yaşandığı yerleri gösteren haritayı görmek için tıklayın"Uçuş Seyir Defteri" 19 Şubat 1947-Artrik Üssü KampıSaat 06:00: Tüm hazırlıklar tamamlandı. Kuzeye doğru uçacağım, tüm yakıt depoları dolduruldu. Saat 06:20: Sancak motoru daha güçlü gibi. Ayarlama yaptık, şimdi daha iyi. Saat 07:30: Üsle radyo ilişkisi kontrolu yaptık. Herşey yolunda. Telsizcim memnun.Saat 07:40: Sancak motorunda zayıf bir akıntı var gibi. Yağ basıncı normal.Saat 08:00: Uçuyorum. Uçuş normal görünüyor. 7.000 metrede uçuyorum. Türbulans normal. Herşey yolunda.Saat 08:15: Üsle telsiz kontrolu normal.Saat 08:30: Türbulans oluştu. Bin metreye kadar inmeye karar verdim, uçuş koşulları yumuşak görünüyor. Saat 09:10: Çok büyük bir buz alanı, altta kar yağıyor. Görüntü muhteşem. Kırmızıdan mora kadar tüm renkleri görüyorum. Pusula olduğu yerde dönüp duruyor, üsle tekrar ilişki kurduk ve gördüklerimi anlatım. Saat ... Devamı

Ruhsal Kanallık - KRYON - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER CELSESİ

2006-08-22 02:32:00

Canli Kryon Celsesi"Kryon Birlesmis Milletlerde 2006"New York City – 31 Mart 2006Kryon icin Lee Carroll tarafindan kanallik edilmistir.Bu bilgi ucretsizdir ve istediginiz gibi basabilir, kopyalayabilir ve dagitabilirsiniz. Yayinhaklari geregi, yayimci haricinde herhangi bir sekilde satilmasi yasaktir.CELSE"Kryon Birlesmis Millerde 2006"Bu canli celse, New York Sehrinde, S.E.A.T binasinda verilmistir.31 Mart 200610 yildan fazla bir sure once, cok az kisinin, New York Sehrinde, Birlesmis Milletlerin organizasyonyapisina dahil olan Aydinlanma ve Donusum Cemiyeti’nin (S.E.A.T.) varligindan haberdar olduguzamanlarda, Lee Caroll, ilk canli celse davetini aldi. Bu, onun icin cok onemli bir ziyaretti; celsedesinirli sayida organizasyon davetlileri ve calisanlari ve de BM’den delegesi vardi. Kamuya acik birtoplanti degildi. Kryon’un ogunku mesajini Kryon kitaplarinda ya da www.kryon.com adresindebulabilirsiniz.Bunun akabinde, son on yilda, bircok kisi konusma ve celse yapmak uzere davet edildi. Lee de aynisekilde bircok kez davet edildi. Asagidaki celse, 2006 yilindaki ziyaretinde sunulmustur; son 11yilda bu Lee’nin Manhattan’daki First Avenue’deki o meshur binaya besinci ziyaretidir. Lee birkezdaha kendini sadece delegelerin ve S.E.A.T. davetlilerin katilabildigi Dag Hammarskjoldoditoryumunda, guvenlik onlemleri altinda duzenlenen bir toplantida buldu.Bir kez daha, Lina Arellano ve Zerah Boccia’ya organizasyonun metafiziksel safligini, canliliginikorumak ve orada ders vermek ve celse duzenlemek isteyen herkese acik tutmak icin yaptiklaribitip tukenmeyen calismalari icin tesekkur ederiz.   Birlesmis Milletler – New York – S.E.A.T.Selamlar, sevgili varliklar, Ben Manyetik Hizmetten Kryon.Oh, her zamanki gibi, bunun mumkun olmadigini soyleyenler olacaktir; Sizin Tanri olarakadlandirdiginiz Ruh, boyle mesajlar veremez. “Tanrinin kurallari arasinda boyle basit bir sekilde bir_nsan vasitasiyla konusmak yok&#... Devamı

LAZUT

2006-08-20 02:48:00

İbrahim Uzun yazmış;Merhaba arkadaşlar,Çelebice ( entellekütel'ce de diyorlar buna,ama benim tercihimçelebiliktir) bilgi birikimlerini yansıtan arkadaşların doyurucuyazılarını okuduğum grubumuzda son zamanlarda istemeden ya da yanlışanlaşılmaktan kaynaklanan kırılmaların olabileceğini hissettirenyazılar okuyunca, acaba Lazistancılar'a koz mu veriyoruz diyedüşünmeden alamadım kendimi,Oysa ki aynı cevherin damarlarıyızbizler.Bu bakımdan bugün elimizde olan bilgilerimizin Tanrı dağıkadar güçlü olduğunu söyleyerek Laz konusuna bundan böyle yanlışanlaşılmalara neden olmaması bakımından biraz açıklık kazandırmakistedim.Annesi İngiliz , babası Rus olan Rus vatandaşı Profesör Dr. NikoMarr Osmanlının balkan yenilgisinden sonra Karadeniz'e casuslukfaaliyetleri amacıyla Karadeniz'e gelir ve burada sürdürdüğüçalışmaların sonucu Kril alfabesinin çeşidi olan bir alfabeicadeder.Bu alfabe daha sonra yine Ruslar eliyle Kürtçe'ye uyarlanır.Niko Marr Rus işgali altındaki Kars'a gelip Ani kentinde çalışmalaryapar ve Ermenileri isyana (1915) teşvik ederek Ermeni tarihikitabını da yazar. Bu ihanet çalışmaları halen günümüzdesürdürülmektedir.Laz dediğimiz kardeşlerimiz KOL-ETİ ( Etrak Türkleri ) kültürünündevamıdır.Hitit belgelerinde KOL-ETİ denen Karadeniz KumanTürklerinin Sümer devleti içinde P-kollu ya da kallu adıyla anılanruhani muhafız birliği olduğu bilinmekte ve daha önce de bunlarKaradeniz'den önce Mezopotamya'da yaşamaktaydılar.Altaylı SümerTürkleriyle Mezopotamya'ya göçen Kuman Türkleri,Sümer tabletlerindedeniz Tanrısı ENKİ'nin sadık muhafızları olarak geçmektedir.Karadeniz Kumanları lan KOL-ETİler kendilerine ENKİ'nin kıvrak zekalısıfatı olan LAZ adını verdiler.Sümer çivi yazılarında Tanrı ENKİ'nin 94 adet sıfatı olduğu bugünbilinmektedir.Bu sıfatlardan biri de LAZUTA dır.Kıvrak zeka vezekice karater ile özdeşleştirilen ENKİ'nin bir sıfatı dolayısıylakendilerine LAZUT / LAZ demişlerdir.Kökende aynı olduğumuz, ancakLaz diye ad... Devamı

Orta Asya Türk efsanelerinde Sümer izleri

2006-08-20 02:46:00

ORTA ASYA TÜRK EFSANELERİNDE SUMER EFSANELERİNDEN İZLER MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ* İlk olarak Promete’nin insanlara yazıyı, matematiği, astronomiyi, tıbbı, hayvanları evcilleştirmeyi, gemi yapmayı, kâhinliği öğrettiği efsanesi nedeniyle, batı dünyasında, bütün kültürlerin Yunanlılardan kaynaklandığı inancı yüzyıllar boyu süregelmiştir. Diğer taraftan, Tevrat da bir kısmı tanrı tarafından yazdırılmış, bir kısmı İsrailliler tarafından yaratılmış ilk dinsel ve edebî kitap olarak kabul edilmişti. Geçen yüzyıl içinde, Mezopotamya’da yapılan kazılardaki buluntular, çıkan binlerce yazılı belgenin çözülüp okunması ile her iki inanç da kökünden sarsıldı. Çünkü Promete’den an az 2000 yıl önce Sumerliler bunların hepsini bulmuşlar, yapmışlar ve kullanmışlardı. Diğer taraftan Tevrat’taki birçok konuların Sumerlilerden kaynaklandığı, metinler okundukça meydana çıkmış ve çıkmaktadır. Bilindiği gibi Sumerlilerin en önemli bulgularından biri, dillerine göre bir yazı icat etmeleri, onu geliştirmeleri ve kil üzerine yazarak zamanımıza kadar ulaşmasını sağlamaları olmuştur. Bulunan belgeler arasında büyük değeri olanlar edebî yazıtlardır. Bunlar daha çok Sumerlilerin tanrıları ve dinleri ile ilgili konuları kapsamaktadır. Sumer yazarları ve ozanları tanrılarıyla ilgili çeşitli efsaneler yaratmışlar, şiirler yazmış, ilâhiler bestelemişlerdir. Bunlardan başka, destanlar, ata­sözleri, hikâyeler gibi konular da bulunuyor bunlar arasında. Sumerlilerin dinleri ve edebî yapıtları gerek kendileri zamanında yaşayan, gerek daha sonra gelen Ortadoğu milletlerini etkisi altına alarak izleri, bir taraftan Yunanlılar yoluyla Batı dünyasına, diğer taraftan Tevrat ve Kur’an’a kadar ulaşmıştır. Sumerlilerden Tevrat’a geçen konular üzerinde Batıda bazı yayınlar yapılmışsa da bu hususta ülkemizde bir yayın yoktu. Aynı konuların Kur’­an’da bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa ne düzeyde olduğu soruları beni bir hayli meraklandırmıştı. Bu nede... Devamı